"Dur ey yolcu bilmeden bastığın bu toprak bir tarihin bittiği yerdir "diyor
şair.Bizim yürüdüğümüz, yiyip içtiğimiz, gezindiğimiz bu topraklarda milyonlarca
insan yaşamış ve ölmüş, atmosferinde %21 oksijen bulunan dünya üzerinde. Tarihi
harabeler, Aspendoslar, Mısır piramitleri, Maya Astek Medeniyeti kalıntıları,
Hitit heykelleri bize bunu gösteriyor.
Uzak çok uzak bir yolculuğa çıkıyoruz. Buna hazırlanmamız lazım, hazırlandık mı
?Bu uzak yolculukta azığımız ne olacak? Ne yiyip İçeceğiz.Kimlerle beraber yola
çıkacağız?Yolcular hangi nitelikte insanlar olacak? Bunları biz seçebilecek
miyiz?
Biz istemesek de bir gün yolculuk başlayacak.Bugüne kadar yaptıklarımızın hesabı
istenecek. O zaman ne olacak?Ben yaptıklarımın hesabını bir bir verebilecek
miyim?
Ben iyilerle mi yola çıkacağım. Kötülerle mi?.
Bir sefer hazırlanmış. Görkemli otobüs seferi. Otobüsün tamamı katillerle
dolu!.Komşusunu öldürmüş,iş arkadaşını öldürmüş, kardeşini öldürmüş, annesini
öldürmüş, babasını öldürmüş insanlarla dolu. Sen de bu otobüsün içinde yolculuk
yapacakmışsın.Bu haber sana ulaştığında hemen itiraz edersin. Benim bu
katillerin içinde işim ne ?Bunlar benim anam değil, babam, kardeşim değil.
Dostum hiç değil bunu kim takdir etti?
Başka bir otobüste ülkenin en azılı yankesicileri, dolandırıcıları,
kalpazanları, hırsızları var. Bu otobüste sen de varsın. Buyur bakalım! Nereden
çıktı bu yolculuk kardeşim. Ben hırsız değilim uğursuz değilim, dolandırıcılarla
işim ne, ben ekmeğini meşru helal işlerden kazanan bir insanım, kalpazanlıkla ,
sahte para basan üretenlerle ne işim var diye feryat etmez misin?
Başka bir yolcu otobüsünde neler var? Zinayı hayat tarzı haline getirenler var.
Bu da zinakarlar otobüsü,Buyur buraya!.
Bunlar da devlet malını gasp edenler, ihale fesatçıları, yoksul , fakir, yetim
malı yiyenler.Bunlar insanların büyük bir çoğunluğunun beyefendi, hanımefendi
diye itibar ettikleri.Yakınında durmaya, yakını olmaya çalıştıkların.Bunlarla
uzun çok uzun bir yolculuğa çıkacaksın.Yolculuğun bitiş yeri neresi
bilmiyorsun.Etrafına bakıyorsun çare arıyorsun. Çare görünmüyor. El mahkum yol
arkadaşların bunlar.
Eyvah, eyvah ki ne eyvah!Doğru tercihi , doğru yolculuğu görmeye çalışıyorsun
etrafı sisler kaplamış, tam olarak göremiyorsun.Benim gitmem gereken yol bu
değildi, işte şurası olacaktı, şurada bir çıkış yolu olacaktı diye
düşünüyorsun.Melekler sana kanat çırpıyor, kanat seslerini duyuyorsun..Sen
tercihini yap biz hemen yanındayız diyorlar.
Acaba diyorsun bu bir rüya mıdır, kabus mudur diyorsun. Parmaklarını ısırıyorsun
parmakların acıyor.Acı gerçek.
Acı gerçek ise benim oturup düşünmem gerekir. Hayır hayır. Ben hırsızlık
yapmadım, ben haksız yere can yakmadım, insan öldürmedim, yetim malı yemedim,
ben kimsenin hakkını çiğnemedim. Benim zina ile de işim yok diyorsun. O zaman
yeniden kimlerle beraber olacaksan damarlarında kanın dolaşırken ,canın tende
iken, aklın başında iken karar vermen gerekir.Akifin dediği gibi "iki el bir baş
içindir.Davransana ! Eller de senin baş da senindir."Akıl senin , irade senin,
tercih senin.Ya mutluluk yoluna, ya dipsiz karalıklara .
Ben iyilerle beraberim diyebilme iradesi bana ait.
Kıyamete kadar mesajı baki bir müjdecinin, bir sevgi sultanının sözü teni sarı,
beyaz siyah, tüm insanlığa yol gösteriyor; "İnandığınız gibi yaşamazsanız, bir
süre sonra yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız""Nasıl yaşarsanız öyle
ölürsünüz , nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz!"