Forum Z. Defteri Sohbet Künye İletişim Sitene Ekle

    Ana Menü



    YAZARLARIMIZ


Hasan DEMİR
KÜTAHYA'YA İHANET...


Hediye Türkol
AYLARDAN KASIM , KASIM'IN 24'Ü


Kadir Ekmekçioğlu
ALÇAK KÖPEKLER ELLERİNİZ KIRILSIN


Mehmet Kiraz
ÖĞRETMENİM ŞEKER VER!


Tuğba Kutsal
İŞKENCE İLE YÜZLEŞEN HAYAT…


İsa Kahraman
HÂŞÂ HUZURDAN



    SON YORUMLAR

haberci: Emekliler üvey evlat mı? (3/9)
haberci: 'Yanlıyım Çünkü Kütahyalıyım' (17/1)
Ziyaretci: Bazı Okul İsimleri Değişiyor (15/12)
Ziyaretci: 1987/2 TERTİP ERLER YEMİN ETTİ (12/12)
Ziyaretci: Emet Esnaf Odaları Pilot Bölge (3/12)
Ziyaretci: AKP İŞSİZLİĞİN ''İ'' SİNİ BİLE AĞZINA ALMASIN! (28/9)
Ziyaretci: AV. TÜNÜR’E SEVGİ SELİ (8/9)
Ziyaretci: AHMET ERBAŞ; ''BİZİM DAVAMIZ BU ŞEHRE HİZMETKAR OLMAK” (26/7)
Ziyaretci: SP İl Başkanı Şaban Sağdıç: ''Değiştiler, Hemde Çok Değiştiler'' (20/7)
Ziyaretci: “AKP bu rezalete son versin” (19/7)


    KÜNYE


SAHİBİ
Kütahya Aktüel Gazete ve Reklamcılık Hizmetleri Adına
Hasan DEMİR
YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Hasan DEMİR
YÖNETİM YERİ
Cumhuriyet Caddesi Avcılar İşhanı Kat:4 - KÜTAHYA
Tel&Faks:
0(274) 223 20 28
E-Mail:
kutahyaaktuel@gmail.com



    KÜTAHYA'DA HAVA

KÜTAHYA'DA HAVA  

    Gerekli Linkler

 
Online Hizmetler







ENTELİJANSİYA
Mehmet Kiraz
Mehmet Kiraz

Tarih: 2 Nisan 2008 Çarşamba


İyiler diye başladık, ancak iyiliklere nereden başlayacağız? İyiliklere bir yerinden tutup başlamak lazım, ama nasıl ve neresinden?
İnsanların büyük bir çoğunluğu ne yapacağını bilmeden, bilemeden yaşayıp gidiyor. Ben onlardan mıyım diye kendime sormadan edemiyorum.
İnsan düşünen bir varlık. Madem ki düşünüyorum o halde varım diyor filozof. İnsan topluluğu ile hayvan sürüsünü ayıran belirgin özelliklerden birisi toplumun düşünen insanlardan meydana gelmesi. Hayvan sürüleri ise duyuları ile içgüdüleri ile hareket eden iyi kötü kavramı bulunmayan, düşünmeyen canlılardan oluşması. Toplumun düşünmesi ise aydınları ile, toplum düşüncesinin dorukları aydınları. Aydın içinde yaşadığı toplumun kültürü, inancı, örfü, gelenekleri, değerleri ile yoğrulmuş, onun dertlerini dert ediniyorsa, onun ağladıklarına ağlayıp güldüklerine gülüyorsa o toplumun, o milletin aydını olmuştur.
1975 yılında Avrupa'nın isteğine uygun olarak çıkarılan af kanunu Türkiye'yi, Türk toplumunu yıllarca üzecek olayların başlangıcı, mayası oldu. Yurt dışında yazılmış bir sağ-sol çatışması senaryosunun Türkiye sahnesi oynandı. Üniversite öğrencisi olarak bu acıları yaşadık. Oyunun yazarı bilinmiyordu. Aktörleri o günlerin siyaset önderleri idi. Okullarda Rus ya da Çin devriminin yıldönümleri kutlanıyordu. Büyük şehirlerde semtler, kurtarılmış bölgelerdi. Üniversiteye okumaya giden ailelerin bir çocuğu sağcı, öbürü solcu kampın kahramanları idi. Gün batınca insanlar sokağa çıkamıyordu. Çünkü sokakta ölüm ve korku kol geziyordu. Kandan ve dumandan göz gözü görmüyordu. Bu arada bir sese duyuldu. On dört asır öncesindeki " Ey insanlar, Allah'ı bir tanıyın, kardeş olun." sesinin yankıları duyuluyordu."senin ölmen değil yaşaman lazım. Senin, Millet'in aydını olman lazım" diyen bir ses duyuldu. Bu sese doğru yaklaştık. Sesin olduğu yerde bir Bayrak rüzgar bekliyordu. Anarşinin, kargaşanın arasında bir kör kurşun ile birlikte mezara veya hapishaneye gitmekten kurtulabilenler olarak biz, o zaman akl-ı selim ile düşünmeye başladık.
Toplumun düşünce hayatının önderlerinden bugün de hafızalardaki şiirleri ile yazıları ile iyiliklerin yaşanmasına vesile olmuş iki değerli aydınımızın yaşadıklarını anımsıyorum. Necip Fazıl ve Cemil Meriç.
Devlet ve toplumun krize sürüklendiği, ilerlemenin durduğu Osmanlı'nın son dönemlerinde, Batı değerlerinin, batı normlarının kurtuluş reçetesi olarak görüldüğü zamanda aydının kendini inkâr hastalığı başlar. Madem Batı bilimde, teknolojide ileridir, üstündür, biz de onlar gibi yaşarsak, biz de batıyı taklit ederek yaşarsak ilerleriz şablonu Türk Aydını'nın kafasına yerleşir.
Tercüman yayınları arasında basılan bir kitapta bu husus çok belirgin olarak anlatılmış.1876-1908 yıllarında ülkeyi 33 yıl yöneten cennet mekân Abdülhamit Han Hatırat'ında "Avrupa laboratuarlarında neler inceleniyor, bilim ve teknolojide ne gibi gelişmeler var bunları öğrenip Türk Toplumu'na yenilikleri getirin diye Avrupa'ya gönderdiğimiz müderrislerimiz, üniversite hocalarımız ve öğrencilerimiz bize kadın erkek birlikte dans etmeyi ve içki içmeyi entelektüellik olarak getirdi." diyor.
Türk Aydını'nın bir kısmı bugün dahi bu yanlış düşünce kalıbından henüz kurtulabilmiş değil. 21.Yüzyılın Avrupalı düşünürleri "Avrupa'nın düştüğü alkolizm ve uyuşturucu batağından toplumumuzu kurtarabilmemiz için İslam'ı çağırmamız gerekir " diyor.
Necip Fazıl ve Cemil Meriç, her ikisi de çocukluğundan itibaren iyi öğrenim görmüş, Fransızcayı bilen, Fransız kültürü almış, Avrupa ve dünya klasiklerini okumuş ve bizzat Avrupa şehirlerinde yaşamış insanlar.
Necip Fazıl Kısakürek, hayran kaldığı Avrupa şehirlerini dolaşırken onların Osmanlı'ya hayranlığı beni uykudan uyandırdı, diyor. Avrupa'dan Türkiye'ye bakınca Ceddimin büyüklüğü beni kendi kimliğime, özüme döndürdü diyor.1940 yılından önceki yazdığı tüm yazıları, makaleleri kitapları çöpe atıyor. Bunlarla hiçbir ilgim yoktur diyor.
Rahmetli yazar Cemil Meriç, ölümünden önce kaleme aldığı Hatıralar'ında beni bir lise öğrencisi uçurumun kenarından çevirdi diyor. Ege'de tren yolculuğu esnasında tanıştığı lise son sınıf öğrencisi ile yol boyunca Türkiye'nin meseleleri, Türk Toplumu'nun ilerlemesi ile ilgili tartışıyorlar. Cemil Meriç Türk Toplumu'nun ilerlemesinin batı normları ile mümkün olduğunu anlatıyor. Liseli genç O'na Batı ve Türk Toplumu'nun farklı değerlere sahip olduğunu Türk Toplumu'nun değerlerinin batı'dan çok ileride olduğunu bildirse de karşılıklı ikna mümkün olmuyor. Hoca "yolculuk bittiğinde vedalaşırken delikanlı benim elimi sıktı. Hocam siz aydın bir kişisiniz, ancak bu Millet'in aydını değilsiniz sözü beni yolumdan döndürdü " diyor. İlerlemeyi milli değerlerden kaçmak, içki içerek dans etmek olarak gören, batıcılık uçurumuna koşarak gidenlere öğüt veriyor.
Köylü baba, üniversiteyi bitirip bir meslek erbabı olarak köye dönen (bir rivayete göre kaymakam olarak atanan) oğluna "oğlum ben seni adam olasın diye okula gönderdim. Sen okumuşsun ama henüz adam olamamışsın" demiş.
Dünyaca ünlü bir profesörümüz televizyonda anılarını anlatırken gençliğinde üniversite öğrenimi için Avrupa'ya (Almanya'ya) gidip gitmemekte tereddüt geçirdiğini İstanbul Sirkeci Gar'ında, trene binmek üzere iken Mustafa Kemal Atatürk'ten bir telgraf aldığını, telgrafta "Sizi Avrupa'ya kıvılcım olarak gönderiyoruz, ateş olarak dönün" yazdığını bildiriyor. Bu sözün kendisine ilim öğrenme aşkı, bitmeyen bir güç ve enerji verdiğini, başarısını Atatürk'e borçlu olduğunu beyan ediyor.
Millet'in bağrından çıkan Türk Gençliği'nin Avrupa'da değil galaksilerde dolaşan, ne yapacağını bilen insanlar, gerçek aydınlar, Millet'in aydını olması dua ve dileğiyle sağlıcakla kalın.
 



  
Mehmet Kiraz
mkiraz@ekutahya.com




Bu köşe yazısı 114 defa okundu. Toplam 708 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Mehmet Kiraz ] - [ Yazarlar İndeksi ]

    Mustafa Kemal ATATÜRK



    Anket

BU YASAMA DÖNEMİNDE KÜTAHYA YA YAPILAN YATIRIMLARI YETERLİ BULUYORMUSUNUZ ?

EVET YETERLİ
BİRAZ DAHA ARTIRILABİLİR
YATIRIM YAPILMADI
YETERLİ DEĞİL



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 202
Yorum: 0


    Kimler Online

Toplam Üye: 138
Aktif Üye: 0
Aktif Ziyaretçi: 14
Üye Adı
Şifre
          Yeni Üye KayıtYeni Üye Kayıt
          Şifremi UnuttumŞifremi Unuttum


    Mini Polemik

Sohbet Arşivi   
 


    Forumlar

Kütahya
• YouTube Video Çalışmaları
• Sorunlar ve Çözüm yolları
• Kütahyana Sahip Çık
• Kütahyada Spor
• Gurbetçilerimiz
Genel Konular
• Haberler - Gündem - Tartışma
• Genel
Serbest Kürsü
• Serbest Kürsü


Forumlar Anasayfa
Toplam 31 mesaj


    Ekonomi Durumu



    Günün Sözü



    Kaç kişi gelmiş

Şu ana kadar
633356
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 08 Mayıs 2007


 




Web sitemiz Kütahya Aktuel Gazetesi Gazetesi Tarafından Desteklenmektedir.

 

Copyright © 2007 ekutahya.com Desing Aktüel Bilişim & isitil