Gönüller Sultanı Son Elçi, buyurmuş "ilim mü'minin yitiğidir, nerede bulursa
onu alır".İlim adamlarının tamamına yakın kısmı akıl ile Allah'a
varmışlardır.Allah birdir, dünyayı ve kainatı yaratmıştır demişlerdir. Hayatı
boyunca Müslüman olarak yaşamış, sonra da Allah korusun inkara sapmış insanlar
yok mudur?Güç ve iktidar hırsı, enaniyet duygusu ile veya mevki, makam, mansıp
arzusu ile Allah'tan başkasından korkarak islam dairesinden kopmuş,menfaatin
esiri olmuş insanlar yok mudur? Muhakkak vardır sayılarını kimliklerini,
sebeplerini tespit eden bir kurum, kuruluş yok.Böyle bir kurum olsa biz de küfür
ve inkara düşmeden yaşamanın ve böylece ölebilmenin yolunu bilsek.Yol
ayrımlarına birisi bir işaret koysa.Burada başka bir hadis umut ışığı oluyor.
Nasıl yaşarsanız,öyle can verirsiniz. Nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz.Tüm
insanlığın barış içinde yaşaması ve mutluluğu için gayretiniz varsa ve bu
gayretten dönmezseniz muhakkak, bu gayret içinde ölürsünüz.Yolunda öldüğünüz
inancınızın mutluluklarını, güzelliklerini görürsünüz
Akait kitaplarında akıl sahibi tüm insanların tevhit inancına ulaşmaktan sorumlu
oldukları yazılıdır.Yani kendisine Allah'ın kitabının varlığı ve özü
bildirilmemiş bir insan da Allah'ın varlığını ve birliğini bulmak
zorundadır.Çünkü Allah onu akıl denilen nimet ile donatmıştır. Yüzde 21 oranında
oksijen verdiği atmosferinde,yaşanmak için özel şartlarla donattığı dünyaya,
kainata bakıldığında kendisine götüren işaretler vermiştir.
Bayrak, Çınar ve Egemen Millet'in Sesi Gazetesi'nin başyazarı bir öğretmen, bir
başöğretmen, Yunusça bir gönül eri, gönül erleri yetiştiren bir ocağın, bir
okulun başöğretmeni, rektörü.Binlerce insanın eline kalem vermiş, ilim yollarını
göstermiş, karındaşından daha yakın olmuş, kardeş olmuş Ağabey olmuş bilge insan
Aykut Edibali, tüm Türkiye'ye ve bizlere düşman olmayı değil dost olmayı
öğretmiştir, öğretmeye devam etmektedir Millet derdi sevdası ile yanan gönüllere
su serpmektedir.
Değerli kardeşimiz Hayrettin Durmuş'un Egemen Millet'in Sesi gazetesinin
18.sayıdaki yazısında Ferit Kam Bey'e ait olduğunu belirttiği bir dörtlük
aktarmış, insanı düşünmeye sevk ediyor:
Sağlığında nice ehli hünerin
Bir tutam tuz bile yoktur aşına
Öldürüp onu açlıktan
Sonra bir türbe dikerler başına.
Gerçekten aklımız erdiğinden bu yana düşünüyoruz, nice büyük kıymetlerin
yaşadıkları zaman dilimi içinde kadru bilinmemiştir.Yaşadıkları devir içinde
kadru kıymetlerinin bilinmemiş olması onların büyüklüklerine, değerlerine hiçbir
zarar veremez.Altın çamura düşse değerinden kaybetmez. O, yaşadığı zaman
diliminde yaşamış değer bilmeyen, vefa göstermeyen insanların
sorumluluğudur.Bugün son peygamberi görmeden mesajına inanan, mü'min ve müslüman
olarak yaşayan binlerce, milyonlarca Allah dostu ile; tüm kainatı seni sevdiğim
için yarattım dediği kulunu, resülünü tanımayan inkarcılar bir midir? Kendisine
fizik alemin olağan üstülüklerini, mucizelerini göstermiş gökyüzünde ayı
parçalamış olmasına rağmen mesajına inanmamış olanlarla, O'nu hiç görmeden
inananlar bir olur mu.Biz kendimizin yaşadığımız bu çağda kıymetlerimize karşı
sorumluluklarımızı öğrenmek ve onun gereğini yapmak istiyoruz. Kur'anda "insan
nankördür" diye tarif edilen insanlardan olmak istemiyoruz.Eşimize dostumuza,
komşumuza, çalışma arkadaşımıza içtenlikle davranmak, bir fincan kahvenin kırk
yıl hatırını bilenlerden olmak istiyoruz.Biz yüce Peygamberi Taif'te
taşlayanlardan, Uhud'da mübarek dişini kıranların asla yolunda olmak
istemiyoruz.
Alimler peygamber mirasçıları diye tarif edilmiş.Onlara düşmanlık edenlerin
akıbetleri ne ola ki.Bugün milyarları bulan insanın, dünyasını ve ahireti mamur
etmek için, ticaret budur, faiz budur,helal budur, haram budur, ibadeti şöyle
yaparsanız sizi Allah'a götürür diye çalışarak hayatını vakfetmiş bir insan, bir
alim, bir veli yaşadığı devirde din istismarcısı, dini kendi görüşü zanneden bir
siyasetin zebunu olmuş bir grup iktidar sahibi tarafından hapishaneye atılmış ve
şehit edilmiştir.Bu satırları okuduğunuzda gözyaşlarınızla birlikte aklınıza
gelen isim kimdir? İmam-u Azam lakabı ile gönüllerde yaşayan, dualarımızda
zikretmeden geçmediğimiz Numan Bin Sabittir.Allah O'nun mekanını cennet eylesin.
O'nu zindanda kırbaçlayanların sorumluluğunu hiç düşündünüz mü? Şimdi yaşasa,
O'nun yerine kendi sırtınızı kırbaca tutmaz mıydınız?Peygamberi inkar et de
senin özgürlüğünü verelim diyen müşriklere, bir değil bin canım olsa hepsini
Muhammed'in yoluna veririm, Mekke'de onun ayağına bir dikenin dahi batmasına
razı olmam diyenlerin yol arkadaşı olmak istemez misiniz?
Dostluğu yaymaya, zulmü ve karanlığı Türkiye'den ve Dünyadan, insanın yaşadığı
her iklimden kovmaya var mısın?