BİLGİ ÇAĞI - 1

İnsan bilgisinin kaynakları nelerdir? İnsan bilgisinin mahiyeti nedir? İnsan nedir? Niçin varız? Nereye gidiyoruz?
Tarihin geçmiş çağlarından bugüne kadar ulaşmış bilgi demeti olan kitaplarda gösterilen kadarıyla akıl bilgi kaynağıdır. Görmek, duymak, koklamak, tad almak şeklinde beş duyu bilgi kaynağıdır. On birinci yüzyılda Ömer Nesefi tarafından yazılıp asırlarca okunan "Akaid" isimli milli kültür lugatçesinde doğru haber başlığı altında gösterilen; kitap (Kura'an), sünnet (Peygamberimizin sözleri ve örnek davranışları) ve icma (çalışma alanında uzman olan belli bir grup ilim adamının ittifakı, oybirliğinden) oluşuyor.
Dünya felsefe tarihinde, insan aklı ile mutlak bilgi sahibi olur, bunun için başka bir kaynağa yardımcıya ihtiyaç yoktur diye özetlenebilen rasyonalizm, doğru haberi (Vahyi) inkar etmektedir. Beş duyu ile algılanabilen deney ve gözlemi yok saymaktadır.
Akıl insana verilmiş çok büyük bin nimettir. Dini, ladini bütün sosyal sistemler tüm hayati akıllı bir insanın varlığına (akıllı insan topluluğuna ) göre düzenlemektedir. Toplumu sürükleyecek olan akıllı insandır. Aklı olmayanın dini de yoktur. Aklı olmayan bir insanın tüm hukuk sistemlerinde hayatın gerekleri olarak başka insanlarla ilişki kurma imkânı kalmamaktadır. Ne alış veriş edebilir, ne nişanlanabilir, ne de evlenebilir. Ayrıca akıl yokluğu ceza ehliyetini de ortadan kaldırmaktadır. Aklı olmayan Allah muhafaza birini öldürse, ya da yaralasa cezaevine konulamıyor. Akıl ve ruh hekimlerinin göre yaptığı hastanelere tedaviye gönderiliyor.2005 Haziran'ına kadar uygulanan ceza kanunumuzun 46. maddesinde bu husus gösterildiği için böyle insanlar için "46 lık" deniliyordu. Halk arasında " Baktın deli dön geri" denilmiştir.
Beş duyumuz ile hissettiklerimizi, aklımızla yorumlamazsak faydalı bir bilgi haline gelmiyor. Deney ve gözlem ile elde ettiklerimizi hafızamızda (aklımızda) tutmazsak kaydetmezsek (muhakeme etmezsek) bize faydalı olmuyor. Peki, aklın ulaştığı sınırlar nereye varıyor, nerede bitiyor? Kendisine geçmiş milletlerin yaşayış şekillerinden hatalarından, başarılarından, mükemmelliklerinden haber verilmemiş olsa ( yazılı veya şifahi ulaşmasa Hammurabi yazıtları, Orhun yazıtları olmasa) Nuh tufanının korkunçluğunu, Lut Kavmi'nin toprağa gark oluşunu sade akıl nasıl bulacaktır?
Batı dünyasında, dünya( küre i arz) kendi ekseni etrafında dönüyor diyen Galile'leri aforoz ederek öldürmekten vazgeçmesi asırlar sürmüştür. İddiandan vazgeçtiğini söyle de ölümden kurtul denilen Galile " Ben dünya dönmüyor desem de o yine dönüyor!" demiş ölümü seçmiştir.
İslam düşüncesi ile tanışan Batı, papaz piskopos ve ruhban sınıfının hegemonyasının şerrinden, deney ve gözlemi akıl ile yorumlamayı öğrendiğinde devleti ve toplumu kurtarabilmiştir (bugünkü laiklik prensibinin oluşmasında bu tarihi olaylar bulunmaktadır). Bizim Anadolu Türk Yurdu'nda söz sahibi olmaya çalışan aydınımızın farkına varmadan saplandığı batak da burasıdır. Deney ve gözlem ile doğru bilgiye ulaşılır diye özetlenebilen pozitivizmde vahyi inkâr etmektedir. Türkiye aydını da kendini 19. yüzyılın dogmalarına hapsetmiştir. Atom'un nötron, proton ve elektronlardan oluştuğunu tespit eden 1867 doğumlu Madam Curie(fizik âlimi eşi Piyer Curie)"Biz Endülüs'ün (İspanya'nın) Hıristiyan Avrupa Milletleri tarafından işgal ve yağma edildiğinde yanmaktan kurtulmuş iki çuval kitap ile atomu parçaladık. Eğer Endülüs (İslam) kütüphaneleri yakılmasaydı insanlık bugün galaksilerde seyahat ediyor olacaktı" sözünü anlamadan bilim yapmaya devam etmektedir.

Devamı Haftaya...


Yazar: Mehmet Kiraz
Tarih: 2008-05-07


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kütahya Aktüel Gazetesi (ekutahya.com)
http://www.ekutahya.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.ekutahya.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=94