İnsan bilgisinin kaynakları nelerdir? İnsan bilgisinin mahiyeti nedir? İnsan
nedir? Niçin varız? Nereye gidiyoruz?
Tarihin geçmiş çağlarından bugüne kadar ulaşmış bilgi demeti olan kitaplarda
gösterilen kadarıyla akıl bilgi kaynağıdır. Görmek, duymak, koklamak, tad almak
şeklinde beş duyu bilgi kaynağıdır. On birinci yüzyılda Ömer Nesefi tarafından
yazılıp asırlarca okunan "Akaid" isimli milli kültür lugatçesinde doğru haber
başlığı altında gösterilen; kitap (Kura'an), sünnet (Peygamberimizin sözleri ve
örnek davranışları) ve icma (çalışma alanında uzman olan belli bir grup ilim
adamının ittifakı, oybirliğinden) oluşuyor.
Dünya felsefe tarihinde, insan aklı ile mutlak bilgi sahibi olur, bunun için
başka bir kaynağa yardımcıya ihtiyaç yoktur diye özetlenebilen rasyonalizm,
doğru haberi (Vahyi) inkar etmektedir. Beş duyu ile algılanabilen deney ve
gözlemi yok saymaktadır.
Akıl insana verilmiş çok büyük bin nimettir. Dini, ladini bütün sosyal sistemler
tüm hayati akıllı bir insanın varlığına (akıllı insan topluluğuna ) göre
düzenlemektedir. Toplumu sürükleyecek olan akıllı insandır. Aklı olmayanın dini
de yoktur. Aklı olmayan bir insanın tüm hukuk sistemlerinde hayatın gerekleri
olarak başka insanlarla ilişki kurma imkânı kalmamaktadır. Ne alış veriş
edebilir, ne nişanlanabilir, ne de evlenebilir. Ayrıca akıl yokluğu ceza
ehliyetini de ortadan kaldırmaktadır. Aklı olmayan Allah muhafaza birini
öldürse, ya da yaralasa cezaevine konulamıyor. Akıl ve ruh hekimlerinin göre
yaptığı hastanelere tedaviye gönderiliyor.2005 Haziran'ına kadar uygulanan ceza
kanunumuzun 46. maddesinde bu husus gösterildiği için böyle insanlar için "46
lık" deniliyordu. Halk arasında " Baktın deli dön geri" denilmiştir.
Beş duyumuz ile hissettiklerimizi, aklımızla yorumlamazsak faydalı bir bilgi
haline gelmiyor. Deney ve gözlem ile elde ettiklerimizi hafızamızda (aklımızda)
tutmazsak kaydetmezsek (muhakeme etmezsek) bize faydalı olmuyor. Peki, aklın
ulaştığı sınırlar nereye varıyor, nerede bitiyor? Kendisine geçmiş milletlerin
yaşayış şekillerinden hatalarından, başarılarından, mükemmelliklerinden haber
verilmemiş olsa ( yazılı veya şifahi ulaşmasa Hammurabi yazıtları, Orhun
yazıtları olmasa) Nuh tufanının korkunçluğunu, Lut Kavmi'nin toprağa gark
oluşunu sade akıl nasıl bulacaktır?
Batı dünyasında, dünya( küre i arz) kendi ekseni etrafında dönüyor diyen
Galile'leri aforoz ederek öldürmekten vazgeçmesi asırlar sürmüştür. İddiandan
vazgeçtiğini söyle de ölümden kurtul denilen Galile " Ben dünya dönmüyor desem
de o yine dönüyor!" demiş ölümü seçmiştir.
İslam düşüncesi ile tanışan Batı, papaz piskopos ve ruhban sınıfının
hegemonyasının şerrinden, deney ve gözlemi akıl ile yorumlamayı öğrendiğinde
devleti ve toplumu kurtarabilmiştir (bugünkü laiklik prensibinin oluşmasında bu
tarihi olaylar bulunmaktadır). Bizim Anadolu Türk Yurdu'nda söz sahibi olmaya
çalışan aydınımızın farkına varmadan saplandığı batak da burasıdır. Deney ve
gözlem ile doğru bilgiye ulaşılır diye özetlenebilen pozitivizmde vahyi inkâr
etmektedir. Türkiye aydını da kendini 19. yüzyılın dogmalarına hapsetmiştir.
Atom'un nötron, proton ve elektronlardan oluştuğunu tespit eden 1867 doğumlu
Madam Curie(fizik âlimi eşi Piyer Curie)"Biz Endülüs'ün (İspanya'nın) Hıristiyan
Avrupa Milletleri tarafından işgal ve yağma edildiğinde yanmaktan kurtulmuş iki
çuval kitap ile atomu parçaladık. Eğer Endülüs (İslam) kütüphaneleri
yakılmasaydı insanlık bugün galaksilerde seyahat ediyor olacaktı" sözünü
anlamadan bilim yapmaya devam etmektedir.
Devamı Haftaya...
Yazar: Mehmet Kiraz
Tarih: 2008-05-07