DEHRİ
1694-1778 yıllarında yaşamış olan materyalist Fransız edip ve düşünürü Volter
muarızlarına "sizin fikirlerinizi benimsemiyorum, ancak fikirlerinizi ifade
edebilmeniz uğruna hayatımı verebilirim." diyor.
Bugün de Türkiye'de tartışılan devlette kuvvetler ayrılığı prensibini
18.yüzyılda ortaya atan Monteskiyö Kanunların Ruhu kitabını Fransa'da başka bir
isimle yayınlatabilmiş.
Bilim tüm insanlığın ortak malı. Son elçinin hepimize bir çağrısı var " Hikmet
mü'minin yitik malıdır, nerede bulursa onu alır" diyor.
İslam itikat ve düşüncesinin Arap Yarımadası'ndan tüm Orta Doğu'ya, Kuzey
Afrika'ya, Asya'nın batısına yayılıp kök salmaya başladıktan sonra bugün fizik,
kimya , biyoloji, tıp, astronomi gibi deney ve gözleme dayanan pozitif ilimlerde
21. yüzyılda kullandığımız temel bilgilerin temelleri atılmış, sosyoloji,
psikoloji gibi sosyal bilimlerde, felsefe ve matematik gibi akli bilimlerde
olağanüstü ilerlemeler kaydedilmiştir. Müslümanların Akıl hastalarını müzikle
tedavi ettiği zamanlarda, batı insanı akıl hastalarını içinde şeytan var diye
yakıyordu.
Avrupa ve batı insanı barbar ve geri olarak gördüğü Türk ve Müslümanları Küçük
Asya ve Orta-Doğu'dan Orta Asya Bozkırlarına sürmek için düzenlediği Haçlı
seferleri ile bu medeniyetle tanışmış oldu. İnsan vücudunun ve ruhunun
temizlenmeden ibadet edemeyeceği hayat tarzı haline geldiği yıllarda, Avrupa'nın
en üstün, birinci sınıf yöneticileri kralları, yılda bir defa törenle
yıkanıyordu.Bizans Orduları Komutanı Romen Diyojen "Yaktırmalı mescidi
yıktırmalı Kabeyi, Şarka gelen görmesin Minareli Kubbeyi " dediği yıllarda
Avrupa bilerek bilmeyerek Türk İslam Medeniyeti ile muhatap oldu. O zaman, önce
düşüncede yenilikler yaptı. Rönesans devri başladı.Bilim ve teknoloji Batı'da
ilerlemeye başladığında, orta doğu milletleri doğru bilgi kaynaklarını aramak
yerine hurafeleri kutsalları olarak görmeye başladı.Orta Doğuda Allah'ın
birliğini inkar eden din adamları görünmeye başladı.
İmamu Azam Ebu Hanife'nin hayatı ile ilgili bir kitapta anlatılır. O devirde "dehri"
denen itikadı bozuk din adamları hoca ve imam sıfatıyla, cami ve medreselerde
dersler vermektedir. Derslerinin konusu Allah'ın varlığı ve birliğini inkara
ilişkindir.Bunlardan birisi imamı azamın bulunduğu şehre gelir.Bozuk
telkinlerine başlamadan önce cami cemaatine meydan okumaktadır. Var mı benim
sorularıma doğru cevap verecek kimse diyerek konuşmasına başlamakta, kendisine
karşı çıkanlara akıl mantık oyunları, demogoji ile alt etmektedir.İmamı Azamın
ve hocasının bulunduğu şehirde, hocası bu dehrinin karşısına çıkıp tartışmak
istemez.Benim söyleyeceğim yanlış bir söz yüzünden insanlar Hak din olan
islamdan soğurlar endişesi taşımaktadır.Günler böyle akıp gitmektedir.
İmamı Azam 9-10 yaşlarında bir çocuk olarak Hocası Hammad'dan ders öğrendiği
günlerden bir gün, hocasını çok düşünceli görür. Sebebini sorar. Hocası anlatmak
istemez.Israr edince bir rüya gördüğünü ve yorumlayamadığını söyler. Hammad
rüyasında büyük bir ulu, gümrah ağaç görmüştür, dalları ufukta uzak memleketlere
uzanmaktadır. Bu arada bir domuz gelip o büyük ağacın köklerini topraktan söküp
parçalamaya çalışmaktadır.Domuz böyle uğraşırken bir aslan yavrusu gelir ve
domuzu parçalar.Rüya böyle bitmektedir.
İmamı Azam hocasına izin verirsen ben bu rüyayı yorumlayabilir miyim diye sorar
.Hocası Hay hay der.İmamı Azam Bu ulu ağaç İslam Dinidir.Köklerini parçalayan
domuz camide vaaz eden dehridir, domuzu parçalayan aslan yavrusu da benim der.
Eğer izin verirsen ben onun karşısına çıkıp, yaymakta olduğu yanlış fikirleri
çürüteceğim der. Hocası düşünür bir çocuğun dehri karşısında yenilmesinin
cemaate bir zararı olmayacaktır.İzin verir.
Dehri Caminin hutbesinden her zaman olduğu gibi var mı benim sorularıma cevap
verecek dediği sırada 9-10 yaşında bir çocuk olarak atılır ben senin sorularına
cevap verebilirim der.Sen çocuksun seni muhatap alamam der. "sen sorularına
cevap aramıyor musun ?" diye sorması üzerine dehri kabul eder.
Dehri Hutbeden ilk sorusunu sorar " Önü ve sonu olmayan varlık olur mu ?" Dehri
Yüce Allah'ın ezeli ve ebedi oluşunu inkar etmektedir. Numan Bin sabit cevap
verir "sen sayı bilir misin " der. Dehri "evet" der. Numan Bin sabit tekrar
sorar "en son sayıyı söyle". Dehri en son sayıyı söyleyememiştir. Peki anladım
der. Dehri ikinci sorusunu sorar "Bulunduğu yerden her yere yönelebilen varlık
olur mu ?" Numan Bin Sabit soruya bir soru ile cevap verir " Mum ışığı
bilirmisin ?" Dehri:"bilirim". Numan: "mumu ışığı nereye doğru yönelmiştir?"
Dehri "anladım" der.
Dehri bir başka soru yöneltir."Var olduğu halde görünmeyen varlık olur mu?".Bu
soru ile dehri Yüce Allah'ın varlığını inkar etmektedir.Numan oradaki insanlara
bir kase süt getirmelerini söyler, getirirler. Numan hutbedeki Dehri'ye sütü
uzatır "Bu sütün içinde yağ var mıdır?" der, dehri cevap verir " Tabii ki sütün
içinde yağ vardır". Numan sorar " o zaman sütün içindeki yağı bana göster "der.
Dehri "anladım" der.
Dehri son sorusunu sormak üzereyken Numan Bin Sabit itiraz eder. Soru soranın
yukarıda cevap verenin aşağıda olması doğru değil, sorunu hutbeden in, aşağıda
sor der.Dehri iner Numan bin Sabit hutbeye çıkar. Dehri son sorusunu sorar. "
Senin inandığın varlık şimdi ne iş yapıyor?" der. Numan bin Sabit Cevap verir "
Benim inandığım Ulu Allah'ım senin gibi bir dinsizi hutbeden indirdi, benim gibi
bir ehli dini hutbeye çıkardı" diye cevap verir.
Dehri bu tartışmadan sonra o şehirde bir daha görünmez.
Yazar: Mehmet Kiraz
Tarih: 2008-08-16