ÜSKÜP'TEN URUMÇİ'YE
Haftalık bir dergi veya gazeteden, dernek veya cemiyetten Kütahya'nın,
Türkiye'nin problemlerine çözüm bulunabilir mi?
Türk edebiyat tarihinde,Türk aydınları matbaanın Türkiye'ye gelmesi ile birlikte
Türkiye'nin problemleri ile ilgili görüş ve düşüncelerini etrafında
toplandıkları, bir erdemliler cemiyeti veya bir kültür ocağı gibi gördükleri
dergi ve gazetelerde dile getirmişlerdir.Mehmet Akif Ersoy, Eşref Edib'le
birlikte "Sırat-ı Müstagım" isimli dergiyi çıkarmış Türk kültür hayatına hizmet
etmiş. Derginin ismi mesaj taşıyor Sırat-ı Müstagim yani doğru yol.Bir grup
aydın Servet-i Fünun isimli dergi cıkarmış ve burada toplanan aydın ve yazarlara
Servet-i Fünuncular denmiş.Tüm topluma yol göstermek için gayret
etmişler.Osmanlı'nın son zamanında Volkan isimli gazete çıkarılmış, burada
toplananlar da Osmanlı'yı nasıl yıkarız diye yollar aramışlar.Hani şu Keçicizade
Fuat Paşa'nın Fransa'da üst düzey devlet ricalinin bulunduğu toplantıda "Siz
dışardan biz içerden yıkmak için uğraşıyoruz, ama yıkılmıyor" dediği Osmanlı.
Daha buna benzer dergi ve gazeteler ile bunların etrafında toplanan insan
toplulukları, cemiyetler, sosyal ve biyolojik her canlı gibi ömrünü tamamlamış
ve ölmüş, bugüne bıraktığı olumlu olumsuz izleri ile bunları biliyoruz.
Kütahya Aktuel, bugün haftalık bir gazete olarak çıkıyor inşallah Kütahya'nın ve
Türkiye'nin problemlerini çözümünde iyi bir fonksiyon icra edecektir.Bunu
gelecek yıllarda nelere ışık tutulmuş diye araştırılınca göreceğiz.Dert bizim
ise derman da bizde olması gerekir. Başkasının sürdüğü merhem yaramızı
azdırır.Sosyal problemlerin çözümü ile ilgili bir bilge aydın şöyle diyor.
"Çilesini çekmediğiniz kurtuluş hareketleri size yine efendiler kazandırır.Kendi
kurtuluş hareketine katılmadan kurtuluş arayan insan, elinde zinciri efendi
arayan köle gibidir " diyor.Doğru söze can kurban. Can kurban canlar kurban.
Gençlik yılarımızda okuduğumuz, bizlere yol göstermiş bir mecmua da Yeniden
milli Mücadele. 3 Şubat 1970 te yayın hayatına başlamış bu haftalık dergi kültür
hazinesi olarak bugün farklı siyasal organizasyonların içinde görev yapmış ve
yapmakta olan binlerce aydının hala başvuru ansiklopedisi gibi.Başyazarlığın
Aykut Edibali'nin üstlendiği mecmua, Birinci sayısında 1683 Viyana bozgunundan
bu yana Türkiye'nin on misli toprak kaybettiğimizi, Rus, Sırp, Bulgur zulmünün
kavurucu bir alev dalgasında yanan Anadolu insanının acılarının hale devam
ettiğini, ancak Millet'e rehber olması gerekenlerin bu acıları hissetmediklerini
yazar.
Yeniden Milli Mücadele milletin muhteşem mazisine uygun bir hayat kurmak isteyen
bütün vatanseverlerin ( ahlak sahiplerinin), gerçek müminlerin mecmuası olmak
için çıkar.Kendi orijinal ifadesi ile şöyle:
"Düşmandan yılmayan, mahrumiyetlerden korkmayan, düşman vaatlerine kanmayan,
dünyanın zevkine aldırış etmeyen, eyyamcılığı mahkum eden, ferdi menfaat
kaygısını yok eden bir mücadelenin sancağı olmak elbette kolay değildir.İstismar
yolunu kapayarak mü'mini şuurlandırmak elbette kolay değil.Bütün zorluklara
rağmen zor olanı seçeceğiz Kuvvetimizin büyüklüğünden değil!Milletimizin
yaşayabilmesi için zor olanı seçeceğiz.Bu zor ve şerefli mücadelemizde
yardımcımız yalnız Allah, dayanağımız büyük Milletdir."
3 Şubat 1970 gününden bugüne neler değişti? Bu ve buna benzer satırları
gençliğinde hafızalarına nakşeden insanlar bugün milletvekili,belediye başkanı,
bakan. Türkiye nerelere geldi? Türkiye, Orta-Doğunun ve dünyanın en güçlü ülkesi
olmaya aday tek ülkedir.Türkiye'deki büyük gürültü ve patırdılar bu
sebeptendir.Türkiye'ye hakim olan, Orta-doğuya hakim olur, Orta-Doğuya hakim
olan dünyaya hakim olur.
Dünyada kıyamet kopuncaya kadar iyi ile kötünün mücadelesi sürecek.Şimdi
kendimize sormamız lazım.Ben Anadolu insanının acılarını hissedebiliyor muyum,
ben bu mücadelenin neresindeyim?
Yazar: Mehmet Kiraz
Tarih: 2008-08-04