AYRAN İÇERUM, BOYLE BİÇERUM - 2

********

Son derece ağır ve yorucu olan bu iş güç, kuvvet ve birazda teknik isterdi. Saatlerce belli bir tempoda hızar çekmek tırpanla ekin biçmekten daha zordu. Hele iskelenin alt kısmında çalışanın gözlerine, üstüne başına talaşlar dolardı.
Hele tomruk bir de karaçam cinsi ise, reçine denilen sakız daha çok olacağı ve desterenin kolayca kesmesine mani olacağı için sık sık gaz yağı ile temizlenmesi gerekirdi.
Hızarcılar bir köye geldiklerinde tomruk biçtirmek isteyenler sıraya girerdi. Kimin tomrukları biçilecekse hızarcıların yemek, yatak ve benzeri ihtiyaçlarını o kişi yerine getirirdi.
Köy yeri, herkes aynı maddi güce sahip olamayacağı için kimi köylüler yemekte et, tavuk, börek, hamur işi gibi kuvvetli yiyecekler sunarken kimi de elinden o geldiği için Allah ne verdiyse hesabı garip sofralar açardı.
Hocaya kulak verelim:
Öğle namazından çıkmıştım. Eve gitsem yapılacak pek bir yoktu. Köyün ortasında hızarcıların olduğunu biliyordum. Bazı aylakçılar gibi onları seyretmeye gittim. Hızarcılar çalışıyor, köylüler de onları seyrediyorlardı.
Ben de pür dikkat onlara bakmaya başladım. İskelenin alt tarafında çalışanın devamlı dudaklarının kıpırdadığını fark ettim. İçimden: " Ne güzel, adam hem işini yapıyor, hem de o arada fırsattan istifade dua okuyor, bel ki de Kur'an okuyor " diye sevindim.
Fakat merak ta etmedim değil, acaba hangi sûrenin hangi ayetini okuyordu. Bu gibi gurbet insanlarının çok bilgili olduklarını duymuştum. Belki onlardan da bir şeyler öğrenirim diye adamın okuduğunu öğrenmeye karar verdim.
İyice yanaştım yanına, ve önce şunu duydum: " Boyle biçerum " Allah Allah, böyle bir ayet olmadığına göre ben yanılmış olmalıydım, adam Kuran filan okuyordu da, gerisi neydi acaba, veya devamı?
Bir ara çay molası verdiler. Yavaşça yanına sokulup durumu anlattım. O sözlerin manasını sordum: Anlattı:
" Yaptığımız iş ağır iştir, kuvvete dayanan bir iştir, dolayısıyle de kuvvetli yemek yememiz gerekir. Bizim, şu veya bu yemeği isteriz deme şansımız olmadığı için mal sahibi önümüze ne getirirse onu yeriz ve ona göre de çalışırız.
Şu anda çalıştığımız kişi bize mısır ekmeği ile ayran ikram etti, biz de onun verdiği enerji ile çalışıyoruz. Mısır ekmeğinde zaten gıda yok, ayran deseniz temeli sudur, biz de yarım günde bitmesi gereken işi bir buçuk gündür çalışıyoruz ve hâlâ biteremedik.
Hâl böyle olunca ben de özellikle bu gün iyice kızdım adama ve senin dua veya ayet sandığın tekerlemeyi uydurdum ve onu söylüyordum. Yani:
" AYRAN İÇERUM, BOYLE BİÇERUM " diyordum. Mesele bundan ibarettir " dedi.
O gün bu gün, her şeyde orta bir karar olması icap ettiğini o lâz hızarcıdan öğrendim.
Günleriniz gönlünüzce geçsin efendim.
 


Yazar: İsa Kahraman
Tarih: 2008-05-14


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kütahya Aktüel Gazetesi (ekutahya.com)
http://www.ekutahya.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.ekutahya.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=100